SAYFA 35:
Hâfız
Ali’nin
bu
defaki
mektubunda
çok
mübarek
ve
yüksek
duası
bizi en
derin
ruhumuzdan
mesrur
edip
şükre
sevketti.
Ve her
musibetzedeye
ve hüzün
ve
kederlere
düşenlere
mana-yı
işarîsiyle
mededres
ve
halaskâr
ve
şifadar
ve
medar-ı
sürur
olan
اَلَمْ
نَشْرَحْ
لَكَ
صَدْرَكَ
ve اِنَّ
مَعَ
الْعُسْرِ
يُسْرًا
her
musibetzedeye
baktığı
gibi, bu
geçen
hastalık
cihetiyle
bize de
baktığını
yazıyor.
Evet
Hâfız
Ali
(R.H.) o
noktayı
tam
görmüş.
Ben de
tasdiken
derim
ki: Eğer
o
hastalık
yirmi
derece
tezauf
etseydi,
bizlere
kazandırdığı
neticeye
nisbeten
yine
ucuz
düşerdi
ve
rahmet
olurdu.
Fakat
Hâfız
Ali’nin
(R.H.)
üstadı
hakkında,
benim
haddimden
çok
fazla
isnad
ettiği
meziyet
ve
masumiyeti;
onun
masum
lisanıyla
hakkımda
medih
olarak
değil,
belki
bir nevi
dua
olarak
tasavvur
ediyoruz.
* * *
|