RİSALE İ NURDA MEHDİ(a.s.) - Risale-i nurdan Üstad Bediüzzaman Said Nursi nin Mehdi(a.s.) ile ilgili açıklamalarını içeren sayfalar
Denizli , Emirdağ Lahikaları
Kastamonu Lahikası
Mektubat
Müdafalar
Sikke-i Tasdik-i Gaybi
Siracunnur
Sözler
Şualar
Tarihçe-i Hayat
Zülfikar Risalesi

RİSALE-İ NUR - ZÜLFİKAR RİSALESİ


SAYFA 8:

 Fakat “Her mevzu’ şey’in ma’nası yanlıştır.” demek değildir; belki “Bu söz, hadîs değildir” demektir.

Suâl: An’aneli senedin fâidesi nedir ki; lüzumsuz yerde, malûm bir vakıada “an filân, an filân, an filân” derler?

Elcevab: Fâideleri çoktur. Ezcümle, bir fâidesi şudur: An’ane ile gösteriliyor ki, an’anede dâhil olan mevsuk ve hüccetli ve sâdık ehl-i hadîsin bir nevi icmâını irae eder ve o senedde dâhil olan ehl-i tahkîkın bir nevi ittifakını gösterir. Güya o senedde, o an’anede dâhil olan herbir imam, herbir allâme; o hadîsin hükmünü imza ediyor, sıhhatine dâir mührünü basıyor.

Suâl: Neden hâdisat-ı i’caziye sâir zarûri ahkâm-ı şer’iyye gibi tevâtür sûretinde, pek çok tariklerle, çok ehemmiyetli nakledilmemiş?..

Elcevab: Çünkü ekser ahkâm-ı şer’iyeye, ekser nâs, ekser evkatta muhtaçtır. Farz-ı ayn gibi, o ahkâmın her şahsa alâkası var. Amma mu’cizat ise; herkesin herbir mu’cizeye ihtiyacı yok. Eğer ihtiyaç olsa da, bir def’a işitmek kâfi gelir. Âdeta farz-ı kifaye gibi, bir kısım insanlar onları bilse, yeter.

İşte bunun içindir ki; ba’zı olur, bir mu’cizenin vücûdu ve tahakkuku, bir hükmün vücûdundan on derece daha kat’i olduğu halde, onun râvisi bir-iki olur; hükmün râvîsi on-yirmi olur.

Dördüncü Esas: Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ın istikbâlden haber verdiği ba’zı hâdiseler, cüz’î birer hâdise değil; belki tekerrür eden birer hâdise-i külliyeyi, cüz’î bir sûrette haber verir. Halbuki o hâdisenin müteaddid vecihleri var. Her def’a bir vechini beyân eder. Sonra Râvi-i Hadîs o vecihleri birleştirir, Hilâf-ı vâki’ gibi görünür. Meselâ: Hazret-i Mehdî’ye dâir muhtelif rivayetler var. Tafsilât ve tasvirat, başka başkadır. Halbuki, Yirmi Dördüncü Söz’ün bir dalında isbat edildiği gibi: Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, vahye istinâden, her bir asırda kuvve-i ma’nevîye-i ehl-i îmanı muhafaza etmek için, hem dehşetli hâdiselerde ye’se düşmemek için, hem âlem-i İslâmiyetin bir silsile-i nurânîyesi olan Âl-i Beytine ehl-i îmanı ma’nevî rabtetmek için, Mehdî’yi haber vermiş. Âhirzamanda gelen Mehdî gibi, herbir asır Âl-i Beytten bir nevi Mehdî, belki Mehdîler bulmuş. Hatta Âl-i Beytten mâ’dud olan Abbâsiye Hulefasından, Büyük Mehdî’nin çok evsâfına câmi’ bir Mehdî bulmuş.

İşte, Büyük Mehdî’den evvel gelen emsalleri, nümuneleri olan Hulefâ-yı Mehdîyyîn ve Aktâb-ı Mehdîyyîn evsafları, asıl Mehdî’nin evsafına karışmış ve ondan rivayetler ihtilâfa düşmüş.


 


SAYFA 13:

onlara karşı müvazeneye gelmek ve ehl-i İslâm nazarında mevkilerini muhafaza etmek için ister istemez Emeviye Devleti reislerinin umumu, kendileri olmasa da, herhalde teşvik ve tasvibleriyle etbâları ve taraftarları, bütün kuvvetleriyle hakâik-i İslâmiyeyi ve hakâik-i îmaniyeyi ve ahkâm-ı Kur’âniyeyi muhafazaya ve neşre çalıştılar. Yüz binlerle müçtehidîn-i muhakkikîn ve muhaddisîn-i kâmilîn ve Evliyâlar ve Asfiyalar yetiştirdiler. Eğer karşılarında Âl-i Beyt’in gâyet kuvvetli velâyet ve diyânet ve kemâlâtı olmasaydı, Abbâsîlerin ve Emevîlerin âhirlerindeki gibi, bütün bütün çığırdan çıkmak kaviyyen muhtemeldi.

Eğer denilse: Neden hilâfet-i İslâmiye Âl-i Beyt-i Nebevî’de takarrur etmedi? Halbuki en ziyâde lâyık ve müstehak onlardı?”

Elcevab: Saltanat-ı dünyeviye aldatıcıdır. Âl-i Beyt ise, hakâik-i İslâmiyeyi ve ahkâm-ı Kur’âniyeyi muhafazaya me’mur idiler. Hilâfet ve saltanata geçen, ya Nebî gibi ma’sûm olmalı, veyahut Hulefa-yı Râşidîn ve Ömer İbn-i Abdülaziz-i Emevî ve Mehdî-i Abbâsî gibi hârikulâde bir zühd-ü kalbi olmalı ki aldanmasın. Halbuki, Mısır’da Âl-i Beyt nâmına teşekkül eden Devlet-i Fâtımiyye Hilâfeti ve Afrika’da Muvahhidîn Hükûmeti ve İran’da Safevîler Devleti gösteriyor ki; saltanat-ı dünyeviyye Âl-i Beyte yaramaz, vazife-i asliyesi olan hıfz-ı dîni ve hizmet-i İslâmiyeti onlara unutturur. Halbuki saltanatı terk ettikleri zaman, parlak ve yüksek bir sûrette İslâmiyete ve Kur’âna hizmet etmişler.

İşte bak! Hazret-i Hasan’ın neslinden gelen aktablar, husûsan Aktâb-ı Erbaa ve bilhassa Gavs-ı A’zam olan Şeyh Abdülkadir-i Geylânî ve Hazret-i Hüseyin’in neslinden gelen imamlar, husûsan Zeynel’âbidîn ve Câfer-i Sâdık ki, herbiri birer ma’nevî mehdî hükmüne geçmiş, ma’nevî zulmü ve zulümatı dağıtıp, envâr-ı Kur’âniyeyi ve hakâik-i îmaniyeyi neşretmişler. Cedd-i emcedlerinin birer vârisi olduklarını göstermişler.

Eğer denilse: Mübârek İslâmiyet ve nurânî Asr-ı Saâdetin başına gelen o dehşetli kanlı fitnenin hikmeti ve vech-i rahmeti nedir? Çünkü onlar, kahra lâyık değil idiler?

Elcevab: Nasılki baharda dehşetli yağmurlu bir fırtına, her tâife-i nebatatın, tohumların, ağaçların isti’dâdlarını tahrik eder, inkişaf ettirir; herbiri kendine mahsus çiçek açar; fıtrî birer vazife başına geçer.. öyle de: Sahâbe ve Tâbiînin başına gelen fitne dahi, çekirdekler hükmündeki muhtelif ayrı ayrı isti’dâdları tahrik edip kamçıladı; “İslâmiyet tehlikededir, yangın var!” diye her tâifeyi korkuttu, İslâmiyetin hıfzına koşturdu. Herbiri, kendi isti’dâdına göre câmia-i İslâmiyetin kesretli ve muhtelif vazifelerinden bir vazifeyi omuzuna aldı, kemâl-i ciddiyetle çalıştı.


 

 

 
 
 

 

VİDEOLAR

Kuran'ı, hadisi ve Bediüzzaman'ın açıklamalarını kabul etmeyenlere Seyyid Salih Özcan Hocamız çok net cevap veriyor. ''Hz. Mehdi (as) şahsı manevi olarak değil şahıs olarak gelecektir'' diyor.
Bediüzzaman Hz. Mehdi (as)'ın geliş vaktini çok net ve açık söylemiştir. Hz. Mehdi (as) Hicri 1400'de gelecek, seyyid olacak ve üç vazifeyi birden yapacaktır.
Sahte bir Mehdi'nin Müslümanların lideri olması mümkün değildir. Allah'ın kaderinde takdir ettiği kişi Hz. Mehdi (as)'dır.
Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri'nin manevi özellikleri - 2
Risale-i Nur Külliyatı dikkatlice incelenirse Hz. Mehdi (a.s.)'ın gelişi çok açıktır
Bediüzzaman 2010 yılında Hz. Mehdi (a.s.)'ın cemalinin görüleceğini bildirmiştir. Bediüzzaman'ın Risalelerdeki sözlerinin bir harfinin değişmesini bile istememiştir.
Mehmet Şevket Eygi ile canlı yayın sohbeti (6 Mayıs 2010)
Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri'nin söylediği herşey şu ana kadar olmuştur
Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri'ne yapılan eziyetler
Hekimoğlu İsmail Hz. Mehdi (a.s.)'ı anlatıyor.
Bediüzzaman Said Nursi talebelerinden Seyyid Salih Özcan Beyefendi'nin de katıldığı Adnan Oktar ile Başbaşa programı
Bazı kişiler Mehdilik konusunu örtbas etmeye çalışıyorlar.
Risale-i Nur'lardan çıkartılan bölümler

TASAVVUFTAKİ 'ALLAH BİLİNMEK İÇİN YARATTI' ANLAYIŞI YANLIŞTIR.

MEHDİ'NİN ŞAHSI İNSANLARI ÇOK HEYECANLANDIRIR.
ŞAHS-I MANEVİ İSE HEYECAN OLUŞTURMAZ.

FETHULLAH GÜLEN HOCAEFENDİ'NİN HZ. MEHDİ (A.S.) VE TALEBELERİ HAKKINDAKİ SÖZLERİ

Risale-i Nurda Mehdi

BEDİÜZZAMAN'IN SIRLARI

BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ: AHİR ZAMANDAN HABER VEREN MÜHİM BİR HADİS, AHİR ZAMANDA MÜSLÜMANLARIN DURUMU VE KIYAMETİN VAKTİNE İŞARET EDER.

BUGÜN AHİR ZAMAN ALAMETLERİNİ FARKEDEMEYENLERİN DURUMU, PEYGAMBERİMİZ DÖNEMİNDE PEYGAMBERİMİZİ TANIYAMAYANLARIN DURUMUNA BENZER.

DİNİ ANLATIRKEN, BİLGİNİN DOĞRU, ÇARPICI VE HAYATİ BİLGİ OLMASI ÖNEMLİDİR. -video

 

risaleinurdamehdi.com